İnsanın Anayurdu Çocukluğu mudur ?

 

İnsanın Anayurdu Çocukluğu mudur ?

İnsanın Anayurdu Çocukluğu mudur ?

Begüm Eriçsönmez GKL Mezunu

Duygular... Duygularımız... Söyleyeceklerim bu kadar.

 Son zamanlarda, kapanmanın da etkisiyle hepimiz için çeşitli konularda düşünmeye bolca zamanımız olduğunu gözlemliyorum, özellikle de kendimde. Evlerde kalmaya mecbur bırakıldığımız şu günlerde hem mesleki olarak hem de "Begüm" olarak en çok üzerine düşündüğüm, okuduğum, anlamaya çalıştığım konulardan biri oldu duygular. Önemini geç anladığım bu kavram seanslarda danışanlarımla da çokca konuştuğumuz gündem maddesi haline geldi. Sanırım birçoğumuz duygunun varlığını biliriz ancak ne olduğunu, nasıl işlediğini, işlevlerini bilmez ve duyguları anlamak için enerji harcamayız. Duyguları sadece geldiği an etiketler, o an ne hissettiğimizden öte bize yansımasıyla ilgilenir, eğer bu yansıma olumsuzsa bastırır veya kaçar, olumlu ise doya doya yaşamaya çalışırız. Peki ya duygularımızı yaşayamıyorsak ? Sanırım benim ana gündemimi bu konu oluşturuyor son 1 aydır. Duygularımı yaşamakta ve göstermekte sıklıkla zorlandığımı uzun zamandır keşfettiğimi ama bu durumu görmezden geldiğimi sizlere itiraf etmek zorundayım. Bu itiraf sonrası, yaptığım bir gözlemi de sizlerle paylaşmak isterim; Aslında birçoğumuz duygularımızı göstermekte ve deneyimlemekte zorlanıyoruz sanki!

 Bu sorunun ana kaynağı nedir, nasıl çözülür diye araştırırken derinlere inmem gerektiğini, yakın geçmişe yani çocukluğuma bir yolculuğun gerekli olduğunu gördüm ve yolcuğum başladı... Şahsım adına söylemeliyim ki hiç kolay olmayan bir yolculuk oldu ve olmaya devam ediyor. Gemişin tozlu sayfalarını yeniden aralamak, görmek istemediğim veya görmezden geldiğim durumlarla yüzleşmek beni bir miktar sarstı. Bu yolculukta ki daha başında olduğumu yeniden belirtmeliyim, edindiğim birkaç küçük notu sizlerle paylaşmak ve belki de benimle aynı soruna sahip bireylere bir miktar ışık olmak isterim. Neden bazı duyguları hissedemiyorum, hissetmekten kaçıyorum, özellikle olumlu duyguları davranışa dönüştürürken zorlanıyorum diye kara kara düşünürken son zamanlar pek popüler olan, Dr. Jonice Webb'in  "Çocuklukta İhmalin İzi: Boşluk Hissi" adlı kitabı ile tanıştım. Kitapta duygusal ihmalin çocuk üzerinde yarattığı etkiler ve bu etkilerin yetişkinlik yaşamına yansıması anlatılıyor özetle. Ve özetle yine şöyle diyor: Hemen hemen herkes çocukluğunda duygusal ihmale maruz kalmıştır. Bu ebeveynin kötü olduğunu göstermez. Tabii burda istismar eden ebeveynleri ayrı tutmak lazım... Birçok ebeveynin çocuklarını duygusal ihmale bilinçsiz bir şekilde maruz bıraktığını da yine kitapta belirtmiş yazar.

 Duygusal ihmal dediğimiz şey aslında ebeveynlerimizin, çocuklukta duygusal ihtiyaçlarımızı yeterince karşılamadığı zaman ortaya çıkan bir durum. Genellikle bu duruma maruz bırakıldığında çocuk duygusal ihtiyaçlarını bastırmayı, duygularından uzaklaşmayı öğrenir çünkü ebeveynleri çocuğun duygularını görmezden gelmiştir ve çocuk aileye yük olmamak adına böyle bir yöntemi tercih eder.Kitapta da dediği gibi; "Çocuk beynimiz bizi korumak için neyi, nasıl yapması gerektiğini bilir ve öyle davranır.Duyguları engellemek ve ebeveynlerimizi bunlarla uğraşmaktan kurtarmak için çevrenize görünmez duvarlar örmeye başlar.Bu otomatik olarak gelişen uyumlanma süreci çocukluk döneminde işimize yaraaybilir ancak yetişkinlik döneminde bizlere acı vermeye başlar." Gerçekten acı vermeye başladığında da sanırım çözüm arayışına girdiğim bir süreç başladı benim için. Kitabı okudukça açıkcası şaşkınlığım arttı. Yıllardır aradığım sorunun cevabını bulmuş olabilir miydim? Peki kimdi suçlu ? Ebeveynlerim mi ? Beni yetiştirme tarzlarında mı bir sorun vardı acaba ? Kendi adıma bu sorunun cevabını da kitapta buldum, "Kendinde olmayan şeyi, sana verllmeyen şeyi başkasına veremezsin" Bu duygu eğitimi için de geçerliydi. Cevabı bu şekilde bulmak biraz beni rahatlattı. Eğer benim gibi duygularla alıp veremediğiniz varsa kesinlikle bu kitabı ve bu kitabın devamı olan, "Çocuklukta İhmalin İzi:Çözümler" kitabını okumanızı tavsiye ederim. Bir başka tavsiyem ise bu durumu bir uzmanla çalışmak, terapist eşiliğinde bu konuya dair çözüm aramak olacaktır.

 Şimdi ise yeni bir gündemim var, Lisans boyunca bize en eksik verilen konu, çocukluk döneminin önemi.... Her şeyin başlangıcı ve her şeyin devamı orada saklı. Aslında aradığım soruların cevapları da orada... 

Kaynakça:

Webb, J. (2019). Çocuklukta İhmalin İzi: Boşluk Hissi.

 

Benzer Gönderiler...

2020'li yıllara damga vuracak çalışma şekli: Dijital Göçebelik

Koronavirüs dolayısıyla remote ve freelance çalışmanın popülerliği gün geçtikçe artıyor. Türkiye’de henüz pek bilinmeyen, Y Kuşağı’nın geliştirdiği yeni çalışma şekillerinden yalnızca biri olan dijital göçebelik, Dünya üzerinde birçok ülkede özellikle yazılım ve iletişim sektöründe son derece yaygın. Birçok beyaz yakalıya bir ütopya gibi gelebilecek hem seyahat etme hem de profesyonel hayatta ilerleme fikri dijital göçebelik ile ulaşılabilir hale geliyor.

Yoksa Sizde Öfkelenmekten Korkanlardan mısınız ?

Pandemi sürecinin uzaması, kısıtlamaların yeniden gündeme gelmesi ve günden güne birçok psikososyal ihtiyacımızın karşılanamaması veya azami boyutta karşılanabilmesi nedeniyle çeşitli zorlanmalar yaşadığımızı söylemek mümkün. Bu zorlanmalar genellikle, duyguları kontrol etmekte sorun olarak karşımıza çıkabiliyor. Özellikle öfke ve tahammülsüzlüğün arttığı şu günlerde kendi öfkemle konuşurken bu konuşmayı kaleme almanın hem bana hem de okuyuculara iyi gelmesini umuyorum.