Hayatını Giydir!

 

Hayatını Giydir!

Hayatını Giydir!

Görkem Turgut GKL Mezunu

Çok güzel beyinlerin ve kimliklerin dış görünüşleri ve ilk intibaları arkasında gizli kalması ve bunun bir süre sonra insanların potansiyelleri altında varolmalarına sebep olması

Hayatını Giydir!

Yıllar önce bir şey farkettim, hayatta kimse eşit değil! Herkes güzel, herkes akıllı, herkes zengin, herkes mutlu da değil. Ne güzel olan hakettiğini yaşıyor, ne akıllı olan ödülünü alıyor. Fakat çok önemli bir şey daha farkettim, herkes “göründüğü”, görünmeye karar verdiği şekilde algılanıyor. Çekici olmayan biri, çekici görünmeye karar verip öyle davranmaya başladığında hayatı da ona göre evriliyor, diğer insanlardan öyle tepki alıyor ve istediği tepkiyi aldıkça daha da tamamlıyor kendini.

Bir kadın düşünün, uzaktan size doğru geliyor. İlk intibası sizin gözleriniz tarafından sorgulanmaya başlıyor. Yürüyüş... ✓ Giyim... ✓ Saç... ✓ Bakım... ✓ İfade... ✓ Tavır... ✓ Sonra o kadını algılama - dinleme biçiminize dikkat edin. Bir çok insan, ancak ilk intibası onların testinden geçmiş kişilerin dikkatle dinlenmeyi hak ettiğini düşünüyor. Dış görünüşün önemi de tam burada devreye giriyor.

Dış görünüşün bilinçli kullanılması, kişiye özgün bir stil yaratılmasıyla mümkün oluyor. Stil dediğimiz aslında bir kimlik, dış dünyaya rahatça “Ben buyum!” diyebilmek. Kişisel stilin inşası ise kişinin karakterinin, hedeflerinin, kişisel deneyimlerin, sosyal ve kültürel etkilerin, alışkanlıkların ve yaşam şeklinin, bilişsel ve duygusal bütününü kapsıyor. Buradaki amaç ilk intibayı, karşımızdakini en iyi versiyonumuzla karşılayacak şekilde, bilinçli olarak değiştirmek, kısacası algı yönetimi. Ve tabiki bunu kalıcı hale getirerek bir öngörülebilirlik-tutarlılık sağlamak.

Bu niye mi önemli? Birincisi, kendimizi hala sunmak, anlatmak, göstermek ve bişeyler talep etmek durumundayız. Siz başarılı olduğunuzu sözsüz iletişim kısmında karşınızdakine geçiremiyorsanız bu malesef bir önyargı oluşturuyor. Sonra ne anlatırsanız anlatın bir adım geriden başlıyorsunuz ve bu da kendi potansiyelinizin altında varolma ihtimalini doğuruyor. Ya da, evet siz iyisiniz ve karşınızdakine verebilecek, anlatabilecek çok şeyiniz var. Siz iyi olduğunuza inanarak bakmazsanız, kimse de durup size bakmaz. Bunun örneklerini günlük hayatta çok yaşıyoruz, çünkü insanların beyni eşleştirme mantığı ile çalışıyor. Başarılı olmayan insanlar bile başarılıymış gibi davrandıklarında bir çok kapı açılıyorsa, günümüzde insanların böyle büyük bir etkileme aracını hem sosyal hem de profesyonel yaşamlarında, onlara her zaman eşlik edecek bir avantaj ya da hedeflerine ulaşmak için bir araç olarak kullanmaları gerekiyor.

Kişisel stil yaratma sürecinde öncelikle kendi içimizde keşfe çıkarak farkındalığımızı arttırmaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsunuz? Sabah nasıl uyanmak, aynada kimi görmek istiyorsunuz? Doğrularınız, güçlü yönleriniz ya da çekinceleriniz ne? Tüm bunlardan sonra artık bir heykeltıraş gibi her zaman orada duran sizi ortaya çıkarabilir ve kendi stilinizi yaratmaya başlayabilirsiniz. Unutmayın, kişisel stil oluşturmak zaman alır. İçinizdeki tohumlar, size özgü değerleriniz, hobileriniz, konuşmanız, yürüyüşünüz, başarılarınız.. Hepsini sizi parlatmak için kullanabilirsiniz. Siz olgunlaştıkça, farklı kaynaklardan - dış etkenlerden beslendikçe, gördükçe ve okudukça hem siz gelişirsiniz hem de bu durum stilinize etki eder.

Artık işiniz kolay, sıra sizde! Her sabah sadece bedeninizi giydirmekle değil, olmak istediğiniz insana dönüşme yolculuğunda kendinizden daha memnun halinizle yeni bir güne başlayabilirsiniz. İlk intibanın arkasında gizli kalan özelliklerinizi, deneyimlerinizi ve en önemlisi ruhunuzu rahatça gösterebilirsiniz. Nasıl olsa bütün gözler sizin üzerinizde :)

 

Benzer Gönderiler...

“Kadın kadının kurdu değil, yurdudur.”

Zorlu ve çetin iş dünyasını bir savaş arenasına benzetiyorum. Bu savaş arenasına, sırf kadın olduğumuz için 1-0 yenik giriyoruz. Arenada verdiğimiz çetin mücadele, ancak birbirimizi desteklediğimizde kolaylaşıyor ve anlam kazanıyor. Birbirimizin tecrübelerinden, pişmanlıklarından, başarılarından ilham almalıyız ki büyüyelim, güçlenelim ve gelecek nesildeki genç kadınlara arenaya adım atarken korkmamalarını ve kendilerine güvenmeleri gerektiğini gösterelim. Birbirimizin “kurdu” değil “yurdu” olalım ve hep dayanışmayla kalalım!

Henüz Üniversitenin Kapısından Çıkmadıysanız.

Üniversite hayatı insanın sadece akademik anlamda değil kişisel gelişimi adına kendini tamamlama süreci bana göre. Ne kadar iyi bir üniversiteye gittiğiniz sizin akademik anlamda ne kadar iyi bir eğitim aldığınızı gösterebilir(her zaman öyle olmayabilir tabi ki :)), oysa üniversite hayatı dışında başka neler yaptığınız hayata olan bütün farkındalığınızı değiştirebilir. Sadece akademik başarı tek başına hiçbir şeydir. Eğer hala üniversite sıralarındaysanız, son finalleri de bitirip cübbenizi giyip kepinizi atmadıysanız sizler için şu birkaç tavsiyesi bırakıyorum.