Yeni Normalde Patchwork Hayatlar

 

Yeni Normalde Patchwork Hayatlar

Yeni Normalde Patchwork Hayatlar

Karsel Nazlı Dervişoğlu Portakal GKL Mezunu

Yeni normal bizim önümüzde bir tepsi fırsat sundu. Bizim tek renk olan kumaşımızı renklendirdi. Evinde ekşi mayalı ekmek yapanlar mı dersiniz, örgü örenler mi, dikiş dikenler mi, yoga/meditasyon yapanlar mı, birkaç tahta parçasından ev eşyası yapanlar mı? Yeteneklerimizi keşfetmemiz için bir fırsat olarak geldi yeni normal. Evden çalışma sürecini renklendirdi. Zaman planlaması yapabildiğimiz en iyi şeylerden biri oldu. Bir de yanında çeviklik, hızlı adaptasyon eklenince tadından yenmedi. 

En azından kendi neslim için söylemem gerekir ki biz ebeveynlerimiz tarafından "ders" odaklı yetiştirildik. Bizim neslimizde kreşe gitmeyen çocuklar vardı. Ben de onlardan biriydim. Annem ev hanımıydı. Biz okul öncesi dönemimizde ya bahçede oyun oynardık ya da annemizle zaman geçirirdik. Bu kimi zaman ev gezmesi olurdu kimi zaman evde tencere içinde makarnalarla oynamaca, bir tasın içine bulaşık deterjanı koyup anahtarın deliğinden balon çıkarmaca...

Sonra okula başladık. Beden dersi, resim dersi, müzik dersi gibi sağ beyini de geliştiren dersler yerine sol beyin odaklı matematik dersi işledik. Matematik her şeyden önemli dediler bize. Ailelerimiz biraz bilinçliyse yaz okullarına gittik. Spor yaptık. Bizim nesilde; piyano çalmak, keman çalmak ekonomik bir sınıf göstergesiydi. Eğer devlet okulunda okuduysak ingilizceyle orta okulda tanıştık.

Bazı şeyler vardı ki sadece hobi olarak yapılırdı. Tiyatroya karşı yeteneğin mi var? Altın bileziğini bileğine takana kadar "hobi seviyesinde" ilgilenebilirsin tiyatroyla; gitara karşı da yeteneğin varsa o da hobidir anca. Bu tür yetenekler mesleki olarak değerlendirilemezdi. 

Şimdi tüm fırsatlar elimizdeyken kendimizi de keşfederken gerçekten hayatımızı sürdürmek istediğimiz işte mi çalışıyoruza dönüp bir kez daha bakabiliriz. Yunus Emre'nin de dediği gibi "Eğer ileride bir gün 'keşke' demek istemiyorsan üç şeyi doğru seç: İşini, eşini, arkadaşını." Bu seçimi yaparken de kumaşını biraz daha renklendir. Tekrar dene, hatta sonra bir daha dene. Ne kadar renkliysen o kadar donanımlısın, o kadar çok bileziğin var elinde, o kadar sağlam temelin, o kadar yıkılmazsın. 

 

Benzer Gönderiler...

Yeni yıla son 30!

11. Yüzyıl’ın İngilteresi’nde, Coventry halkı, gece gündüz çalışmalarına rağmen Lord’un koyduğu vergiler altında ağır bir şekilde ezilmekte olup tüm kazançları vergiye gittiği için yokluk ve sefalet içinde yaşamlarını sürdürmekteymiş. Zaman zaman isyanlar gerçekleştirip bu durumun bir son bulmasını isteseler de mevcut durumu hiçbir şekilde değiştiremiyorlarmış. Lord ile birlikte yönetimde söz sahibi olan Lady, halktan yana bir tutum almış ve her fırsatta vergilerin indirilmesi yönünde Lord’u ikna etmeye çalışmış. Halktan ve Lady’nin yakınmalarından bunalan Lord, bu tavırları sonlandırmak ve Lady’nin itibarını zedelemek için Lady’e kabul etmeyeceğini düşündüğü bir teklif ile gitmiş; at sırtında, çırılçıplak bir şekilde tüm halkın önünde Coventry sokaklarını boydan boya dolaşması… Bu teklif üzerine halkı için Lady, atının üzerine çıkarak kendinden emin bir şekilde Coventry sokaklarında geçişini gerçekleştirmiş. Lady’nin bu halkçı ve soylu hareketine, halk büyük bir asaletle karşılık vererek evlerinden çıkmamış, sokakları boşaltmış ve dükkânlarını kapatmış. Sokakta olanlar ise başlarını eğip gözlerini kapayarak Lady’e saygılarını göstermiş. Lord, Lady’nin gördüğü saygı ve halkın sevgisi karşısında hayretler içerisinde kalarak verdiği sözü tutmuş, vergileri indirmiş… Lady, bu olaydan sonra cesareti ve kararlılığı ile nesilden nesile pek çok kişiye ilham; yüzyıllar boyunca hürriyetin, baş kaldırının, haksızlığa karşı duruşu ile toplumsal kurtuluşun simgesi olmuştur.

LİMON

Son zamanların popüler cümlelerinden olan ”Hayat sana limon verirse limonata yap” motivasyon cümlesini incelemek istiyorum.