Yeni Dönem İnsanı İçin Hayatta Kalma Mücadelesi Karantina Sonrası Devam Edecek

 

Yeni Dönem İnsanı İçin Hayatta Kalma Mücadelesi Karantina Sonrası Devam Edecek

Yeni Dönem İnsanı İçin Hayatta Kalma Mücadelesi Karantina Sonrası Devam Edecek

Aybüke Holat Kadın Girişimci, GKL'16

Hepimizin yaşam mücadelesi verdiği bu süreç sonrası, dünyada siyasi, ekonomik ve toplumsal olarak önemli bir değişim gerçekleşecek olup bu değişime en hızlı adapte olabilen ve güçlü olan hayatta kalacak.

İnsanlığın ilk çağlarında tüketim “ihtiyaç” kavramı üzerine kurulu iken modernleşme ile birlikte yerini bu kavram “istek” kavramına bırakmıştı ve artık insanlar ürettikleriyle değil, tükettikleriyle kimlik kazanır duruma gelmişti. Tüketirken hepimiz farkında olmadan tükendik. Küreselleşme ile birlikte rekabet, ulusal sınırların ötesinde her geçen gün artmış durumdayken; tüm bu küresel hareketliliğin nedeniyle yayılan bir virüs hepimizi evlerimize kapayarak sistemin sıfırlanma ve değişim butonuna bastı. Peki evlerden çıktığımızda bizi nasıl bir değişim bekliyor? Daha zorlu bir hayatta kalma mücadelesi, evlerimizden çıktığımızda, bu yeni düzende verilecek.

Virüsün hızla yayılmasıyla tüm ülkeler içine kapandı. Herkes kendi ekonomisini, siyasi ve sosyal otoritesini elindeki imkanlar çerçevesinde açıkladıkları çözümlerle koruma altına almaya çalışıyor. Ortak mücadele veriliyormuş gibi gözükse de otoriter, içe kapanmacı ve güvenlik odaklı devlet anlayışları çok daha etkili. Uluslararası ortam, sürekli değişim ve dönüşüm halinde ve güç merkezleri hiç durmadan yer değiştiriyor.

Bir anda önce ülkeler, daha sonra şehirler kapılarını kapattı. Bu yeni gidişatla birlikte küreselleşme ve global olmak ne kadar mümkün olabilecek? Birçok sektörün ekonomik olarak çok ciddi bir şekilde etkilendiği farklı bir süreçten geçiyoruz. Yaşanacak kriz tipinin nasıl olacağı üzerine farklı senaryolar mevcut; V, L yoksa W tipi bir ekonomik kriz mi bizleri bekliyor? Piyasaların bu denli durma noktasına geldiği bir süreçte buradan V tipi çıkışlı bir ekonomik süreç olmasının, yani dibe vurup dümdüz bir çıkışın gerçekleşmesinin çok zor olacağını düşünüyorum. L tipi ekonomik kriz kadar da karamsar olmamalıyız. Teşvikler, vergi indirimleri ve piyasaya yapılan kurtarma, likidite enjeksiyonu ve benzeri müdahalelerle W tipi bir kriz dönemi geçireceğimizi düşünüyor; bu sürecin sonunda da daha iyi bir dünyaya geçeceğimize inanıyorum.

Öte yandan gerek tüketici davranışları gerekse iş yapış şekillerindeki değişimleri hepimiz yaşamaya başladık. Herkesin içe döndüğü ve sadeleşmeye gittiği bu karantina dönemi sonrasında markaların sorumlulukları da artıyor olacak. Artık herkesin sattığı, sunduğu hizmetin altında, ne değer sunduğuna bakıyor olması gerek. İçeriğin önemi, neyi, nasıl anlattığımızın bu dönem sonrasında daha da önemli hale geleceğini düşünüyorum. Klasik ve geleneksel iş yapma alışkanlıklarımızda da her şey çok teknolojik bir şekilde evriliyor. Hızlı adapte olmamız lazım. İnsan dokunuşunu ve bir arada olmayı seven biri olarak kendimizi belli kutuların içerisinde gördüğümüz online toplantılara başladığımızda durumdan pek hoşlanmadım. Fakat daha sonra herkesin yüzünü aynı anda görmenin artılarını, daha gergin olan ilişkilerin online bir platformda daha yumuşadığını ve toplantıların kendi içerisinde daha yönetilebilir olduğunu fark ettim. Bundan sonraki süreçte işlerin farklı bir şekilde kurgulanmasıyla; iletişimlerimizin çok daha fazla online ve dijital şekilde olacağına hazırlıklı olmamız gerek.

Geçmişte insalık tarihinin geçirmiş olduğu sıkıntıları incelediğimizde ne süreçlerin atladıldığını, geçtiğini görüyoruz. İçinden geçip yaşarken çok zor geliyor; fakat bu süreci fırsata çevirip bir sonraki aşamaya daha kuvvetli nasıl çıkarız, geleceği nasıl inşa ederiz, hem bugünün dertlerini hem de geleceğin düzenini üst üste koyup nasıl harmanyalabiliriz, bunları düşünmemiz gerek. Herkes kendi yolculuğu içerisinde kendini geliştirerek bu dönemi atlatacak ve dünyadaki yeni düzene adapte olabilenler daha güçlü bir şekilde düzende yerini bulacak.

Benzer Gönderiler...

Yeni yıla son 30!

11. Yüzyıl’ın İngilteresi’nde, Coventry halkı, gece gündüz çalışmalarına rağmen Lord’un koyduğu vergiler altında ağır bir şekilde ezilmekte olup tüm kazançları vergiye gittiği için yokluk ve sefalet içinde yaşamlarını sürdürmekteymiş. Zaman zaman isyanlar gerçekleştirip bu durumun bir son bulmasını isteseler de mevcut durumu hiçbir şekilde değiştiremiyorlarmış. Lord ile birlikte yönetimde söz sahibi olan Lady, halktan yana bir tutum almış ve her fırsatta vergilerin indirilmesi yönünde Lord’u ikna etmeye çalışmış. Halktan ve Lady’nin yakınmalarından bunalan Lord, bu tavırları sonlandırmak ve Lady’nin itibarını zedelemek için Lady’e kabul etmeyeceğini düşündüğü bir teklif ile gitmiş; at sırtında, çırılçıplak bir şekilde tüm halkın önünde Coventry sokaklarını boydan boya dolaşması… Bu teklif üzerine halkı için Lady, atının üzerine çıkarak kendinden emin bir şekilde Coventry sokaklarında geçişini gerçekleştirmiş. Lady’nin bu halkçı ve soylu hareketine, halk büyük bir asaletle karşılık vererek evlerinden çıkmamış, sokakları boşaltmış ve dükkânlarını kapatmış. Sokakta olanlar ise başlarını eğip gözlerini kapayarak Lady’e saygılarını göstermiş. Lord, Lady’nin gördüğü saygı ve halkın sevgisi karşısında hayretler içerisinde kalarak verdiği sözü tutmuş, vergileri indirmiş… Lady, bu olaydan sonra cesareti ve kararlılığı ile nesilden nesile pek çok kişiye ilham; yüzyıllar boyunca hürriyetin, baş kaldırının, haksızlığa karşı duruşu ile toplumsal kurtuluşun simgesi olmuştur.

LİMON

Son zamanların popüler cümlelerinden olan ”Hayat sana limon verirse limonata yap” motivasyon cümlesini incelemek istiyorum.