Üretkenlik Yarışında Değil Pandemi Sürecindeyiz

 

Üretkenlik Yarışında Değil Pandemi Sürecindeyiz

Üretkenlik Yarışında Değil Pandemi Sürecindeyiz

Selin Taftaf GKL Mezunu

Bu süreç normalimizin dışında, inişler-çıkışlar yaşamamız olağan ve yapmamız gereken kendimize kızmak ya da kendimizi verimli olmaya zorlamak değil. O anda neye ihtiyacımız varsa onu düşünmek ve onu yapmak… Bazı günler ve hatta bazı anlar bu sadece bomboş oturup tavanı izlemek de olabilir el işi yapmak ya da sıkı bir antrenman yapmak da…Herkesin birey olarak bu süreci yaşama davranışı farklı, bizim bile bir anımız ya da bir günümüz birbirini tutmazken nasıl hepimiz bu süreci aynı şekilde değerlendirebiliriz ki 😊 Dolayısıyla, endişe ve strese mahal vermeden, içimizden geldiği gibi bu süreci yaşamalı ve bu yolculukta başkalarıyla yarışmak yerine kendi içimizde ve tek başımıza ilerlemeliyiz 😊

Hepimiz için oldukça farklı ve zor bir dönemden geçiyoruz. Küreselleşmenin etkisiyle Çin’de  bir sağlık krizi yaratan koronavirüs, dünya geneline yayıldı ve sadece sağlık alanını değil siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel birçok alanı etkileyen bir toplumsal pandemi haline geldi. Dünyanın bu kadar entegre olmasının, fiziksel mesafelerin kolayca aşılabilecek sınırlar haline gelmesinin hem olumlu hem olumsuz yönlerini deneyimlediğimiz bu süreci bireyler olarak hepimiz farklı şekilde tecrübe ediyoruz. Teknolojinin önemini, hayatımızı kolaylaştırmaya olan etkilerini;  “zamanımızı nasıl daha verimli geçirebiliriz?”in cevabını ararken dört kolla sarıldığımız anahtar olduğunu daha iyi idrak ediyoruz. Zamanımızı evde ve sosyal izolasyonla geçirdiğimiz bu süre zarfında, çalışmalarımıza “home ofis” olarak devam ederken eskiden dışarıda arkadaşlarımızla buluşarak, yürüyüş yaparak, sinemaya giderek, kahve içmeye çıkarak değerlendirdiğimiz boş vakitlerimizi evde değerlendirmeye alışma sürecindeyiz. Hem keyifli bir şekilde boş vakitlerimizi değerlendirmek hem de evde bize değer katabilecek etkinlik önerileri dört bir yanımızı sarmış durumda 😊 Özellikle sosyal medyada spor, yemek, resim-boyama, dil öğrenme, online kurslar, çiçek-bahçe bakımı gibi aktivitelerle ilgilenerek hem vaktimizi verimli geçirmeye hem de bu süreçte kişisel gelişimimize yatırım yapmaya yönelik tavsiyeler oldukça fazla. Birçok insan da bu tavsiye edilen faaliyetleri yaparken çekmiş olduğu videoları, fotoğrafları paylaşarak hem diğer insanları da bu aktivitelere teşvik ediyor hem de “vakitlerini verimli kullandıklarını kanıtlamaya” çalışıyor. Bu kesimi takdir ediyorum, gerçekten de evde kaldığımız şu zamanları keyif aldığımız, bizi geliştirebilecek aktivitelerle değerlendirmek oldukça önemli. Hatta ben de zaman zaman bu aktivitelerle ilgilenmeye çalışıyorum: Kitap okuyorum, puzzle yapıyorum, evde spor videoları açarak hareket etmeye çalışıyorum, yemek yapıyorum, resim yapıyorum…

Ancak bazı günler, hatta aynı günün içindeki bazı zamanlarda bile motivasyonumu kaybettiğim, uzanıp tavana baktığım, boş boş televizyon izlediğim, telefonumla ilgilendiğim zamanlar da oluyor. Hatta belki de “verimli zaman” harcadığım saatlerden daha uzun bile olabilir bu saatler toplamda 😊 İlk zamanlarda böyle olduğum, “üretken ve verimli olmak istemediğim”, hiçbir şey yapmadan uzanmaktan keyif aldığım dakikalar için kendime kızıyordum. “Bu günü boş geçirdim.” diye hayıflandığım , “Televizyon izleyeceğime spor yapabilirdim!” diye kendime kızdığım ancak zamanı geri alamamanın pişmanlığıyla daha da üzüldüğüm zamanlarım, bana hiçbir şey kazandırmadığını, aksine zaten zor olan bu süreci fiziksel ve psikolojik sağlığım açısından daha da zorlaştırdığını gördüm. Ve şunu fark ettim: Neticede “üretkenlik yarışında değil, pandemi sürecindeyiz”… Bu süreç normalimizin dışında, inişler-çıkışlar yaşamamız olağan, ve yapmamız gereken kendimize kızmak ya da kendimizi verimli olmaya zorlamak değil o anda neye ihtiyacımız varsa onu düşünmek ve onu yapmak… Bazı günler ve hatta bazı anlar bu sadece bomboş oturup tavanı izlemek de olabilir, el işi yapmak ya da sıkı bir antrenman yapmak da…Herkesin birey olarak bu süreci yaşama davranışı farklı, bizim bile bir anımız ya da bir günümüz birbirini tutmazken nasıl hepimiz bu süreci aynı şekilde değerlendirebiliriz ki 😊 Dolayısıyla, endişe ve strese mahal vermeden, içimizden geldiği gibi bu süreci yaşamalı ve bu yolculukta başkalarıyla yarışmak yerine kendi içimizde ve tek başımıza ilerlemeliyiz 😊

Benzer Gönderiler...

Yeni yıla son 30!

11. Yüzyıl’ın İngilteresi’nde, Coventry halkı, gece gündüz çalışmalarına rağmen Lord’un koyduğu vergiler altında ağır bir şekilde ezilmekte olup tüm kazançları vergiye gittiği için yokluk ve sefalet içinde yaşamlarını sürdürmekteymiş. Zaman zaman isyanlar gerçekleştirip bu durumun bir son bulmasını isteseler de mevcut durumu hiçbir şekilde değiştiremiyorlarmış. Lord ile birlikte yönetimde söz sahibi olan Lady, halktan yana bir tutum almış ve her fırsatta vergilerin indirilmesi yönünde Lord’u ikna etmeye çalışmış. Halktan ve Lady’nin yakınmalarından bunalan Lord, bu tavırları sonlandırmak ve Lady’nin itibarını zedelemek için Lady’e kabul etmeyeceğini düşündüğü bir teklif ile gitmiş; at sırtında, çırılçıplak bir şekilde tüm halkın önünde Coventry sokaklarını boydan boya dolaşması… Bu teklif üzerine halkı için Lady, atının üzerine çıkarak kendinden emin bir şekilde Coventry sokaklarında geçişini gerçekleştirmiş. Lady’nin bu halkçı ve soylu hareketine, halk büyük bir asaletle karşılık vererek evlerinden çıkmamış, sokakları boşaltmış ve dükkânlarını kapatmış. Sokakta olanlar ise başlarını eğip gözlerini kapayarak Lady’e saygılarını göstermiş. Lord, Lady’nin gördüğü saygı ve halkın sevgisi karşısında hayretler içerisinde kalarak verdiği sözü tutmuş, vergileri indirmiş… Lady, bu olaydan sonra cesareti ve kararlılığı ile nesilden nesile pek çok kişiye ilham; yüzyıllar boyunca hürriyetin, baş kaldırının, haksızlığa karşı duruşu ile toplumsal kurtuluşun simgesi olmuştur.

LİMON

Son zamanların popüler cümlelerinden olan ”Hayat sana limon verirse limonata yap” motivasyon cümlesini incelemek istiyorum.