KIYIDA OLMAK

 

KIYIDA OLMAK

KIYIDA OLMAK

Kübra Aydın GKL Mezunu

“Sadece ayakta durup suya bakarak denizi geçemezsiniz.” Tagore

Güneş görevini tamamlamış dağların arasından yavaş yavaş kaybolurken, son üç yıldır olduğu gibi bugünü de tüm gün planlar yaparak geçti. Görevini tamamlamanın verdiği huzur ve hayallerinin heyecanıyla artık eve dönme vaktinin çoktan geldiğini fark etti, kumların üstüne serdiği hasırını ve şemsiyesini toplarken bir yandan terliklerini en son nerede çıkardığını düşünüyordu.

Yıllardır neredeyse her gün geldiği bu sahil artık onun ikinci evi olmuştu. Bir gün hep hayal ettiği o tekneyi yapacak ve buradan o tekneye binip, kendisini ait hissettiği denizin ardındaki yerlere gidecekti. Deniz… Ucu bucağı görünmeyen deniz… Hayalleri ile arasındaki en büyük engel.

Bu amaç uğruna ne çok gün ne çok gece ardı arkası kesilmeyen düşünceler ve planlarla geçti. Tüm gerekli malzemeleri - en küçük çivisine kadar- hazır olsa da en iyi planı yapmadan başlamamaya karar vermişti.

Kendisine olan saygısının da artık azalmaya başladığını fark ettiği bir sabah, deniz kıyısına geldiğinde hafta sonu kalabalığına rağmen denizde oyuncak gemisini yüzdürmeye çalışan beş yaşlarında bir kız çocuğu dikkatini çekti. Oyuncak gemi her devrildiğinde onu eliyle düzeltip, elini suda yavaş hareketlerle gezdirerek gemisinin dengede durması için uğraşıyordu. Gördüğü bu manzara karşısında adeta hipnotize olmuş gibi kaldı ve çocuğun mücadelesini gözünü kırpmadan izledi. Yıllardır bu kıyıya gelip planlar yaptı ama oyuncak gemisini yüzdüren bu kız çocuğu kadar bile denizle hiç mücadele etmedi, hep kıyıda olmayı seçti.

Hafta sonu gördüğü bu manzara bir türlü aklından çıkmadı. Her anı plan yapmakla geçiyor olsa da aslında artık farkındaydı, korkularıydı onu harekete geçirmeyen ve ona ilk çiviyi bile çaktırmayan. Kumlarda oturup planlar yapmak en kolay, en güvenli yoldu. Hayalleri vardı ama gerçekleştirecek cesareti yoktu, o da en kolay olanı seçti ve hayallerine yol alıyormuş gibi yapıp hep kıyıda kaldı.

Güneşin tüm ihtişamı ile günü şereflendirdiği bir sabah deniz kıyısına bu sefer yanına tüm malzemelerini koyduğu sırt çantası ile cesaretini ve kararlılığını da alarak gelmişti. O ilk çiviyi çakacak ve artık düşünceler arasında kaybolmak yerine yolunu bulmak için ilk adımı atacaktı.

Düşünceler arasında kaybolurken ilk adımı atacak cesareti bulamıyorsak bilmeliyiz ki kıyıda durup suya bakarak denizler aşılmıyor.

Benzer Gönderiler...

Yoksa Sizde Öfkelenmekten Korkanlardan mısınız ?

Pandemi sürecinin uzaması, kısıtlamaların yeniden gündeme gelmesi ve günden güne birçok psikososyal ihtiyacımızın karşılanamaması veya azami boyutta karşılanabilmesi nedeniyle çeşitli zorlanmalar yaşadığımızı söylemek mümkün. Bu zorlanmalar genellikle, duyguları kontrol etmekte sorun olarak karşımıza çıkabiliyor. Özellikle öfke ve tahammülsüzlüğün arttığı şu günlerde kendi öfkemle konuşurken bu konuşmayı kaleme almanın hem bana hem de okuyuculara iyi gelmesini umuyorum.

Hazır Olmadan Başla

Başlamak için hazır olmayı beklersek,hiç başlayamaya biliriz.Yol yolda aydınlanır.Şİmdi başla.