Kaygılananlardan mısınız ? Hangimiz değiliz ki!

 

Kaygılananlardan mısınız ? Hangimiz değiliz ki!

Kaygılananlardan mısınız ? Hangimiz değiliz ki!

Begüm Eriçsönmez GKL Mezunu

Karantina altında olduğumuz bu günlerde kaygıyı yoğun bir şekilde deneyimlememiz çok doğal. Peki kaygıyla nasıl baş edebiliriz veya en azından yoğunluğunu nasıl azaltabiliriz ? Kitap okuyun, film izleyin, pozitif düşünün klişelerinden uzak bir yazı kaleme almaya çalıştım. Umarım bir miktarda olsa farkındalığınızı arttırmada yardımcı olur :)

 Karantina altında olduğumuz şu günlerde hepimizin ciddi kaygı yaşadığı su götürmez bir gerçek. Coronanın sebep olduğu kayıplar, sürekli maruz kaldığımız olumsuz haberler, sosyal izolasyon ve sevdiklerimizden ayrı kalmanın yarattığı stresin boyutları gün geçtikçe artmakta. Sonu belli olmayan, belirsiz bir durumun içerisinde olmamızın da stres üzerinde ayrı bir tetikleyici etkisi mevcut. Daha önce sorunlarla kendi çapımda nasıl baş ettiğimi kaleme almış, kişisel tecrübelerimi paylaşmıştım. Yaşadığımız bu durum nedeniyle özellikle kaygı üzerine odaklanmayı, biraz daha profesyonel bir yazı kaleme almayı amaçladım. Umarım bu yazı bir miktarda olsa farkındalığınızın artmasına, kaygı düzeyinizin azalmasına yardımcı olabilir.

  Tehlikeli olduğu varsayılan belirli bir durum ile karşılaşıldığında kişide bedensel, zihinsel, davranışsal ve duygusal değişiklikler olduğu görülür. Tehlike anında ortaya çıkan duyguyu korku olarak adlandırıyoruz. Korku, o an söz konusu olan olayla ilişkilidir ve genellikle savaş veya kaç tepkisi ile sonuçlanır. Kaygı ise daha beklenti odaklıdır. Olası bir tehdit beklentisinin bireyde yarattığı kontrol edilemezlik duygusudur ve daha gelecek yönelimlidir. Kaygı aslında en temel duygularımızdan birisidir ve bizi korumaya yönelik bir işlevi vardır. Koruyucu özelliği nedeniyle kaygı her zaman kurtulmamız gereken, kaçınılacak bir duygu değildir. Bu noktada kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığı, ne kadar sıklıkta ve yoğunlukta deneyimlendiği değerlendirilmelidir. Somut bir tehlike anında vücudun tepki vermesi, fizyolojik belirtiler göstermesi veya ruh sağlığı açısından sorun yaşamamız doğaldır. Ancak tehlike yokken anksiyeteye sahip olmak düşünülmesi gereken noktadır. Tehlikeli olmayan veya yaşamsal boyutta tehlike arz etmeyen durumları "tehlike" olarak etiketlediğimiz zaman işlevsiz kaygı ortaya çıkar ve bizleri bir kısır döngüye sürükler. Bu noktada bilişsel yapılar devreye giriyor ancak bu konuya burada değinmeyeceğim. Bunun yerine kaygı ile nasıl baş  edilebileceğine değinmenin daha iyi olacağını düşünüyorum. Öncelikle bazı stres verici durumların kaçınılmaz olduğunu, bu durumları değiştirmenin bizim elimizde olmadığını kabullenmek çok değerli. Bu gibi durumlarda stresi yönetmenin bizler için hem fiziksel hem de ruh sağlığımız açısıdan ciddi bir önemi var. Bu nedenle kaygı nedir, bizim için içinde yer aldığımız bu durum hangi anlamları içeriyor, kaygı yaratan durumlar veya kaygıyı tetikleyen uyaranlar neler ve kaygı ile baş etme mekanizmamızın nasıl işlediği gibi sorulara cevap vermek bu süreçte psikolojik iyilik halimizi arttırmanın öncüllerinden bazıları olacaktır. 
 

KAYGI İLE BAŞ ETME YOLLARI


* Öncelikle kaygının doğasını bilmek, kaygıyı tanımak gerekli. Kaygının gerekli ve hayati mi yoksa bizlerin durumu tehlikeli olarak etiketlemesinden dolayı mı ortaya çıkan bir duygu olup olmadığını anlayabilmek süreci yönetmemizde atacağımız ilk adım olmalıdır. Bilinmeyen, anlaşılmayan her şey korku ve kaygı duygularını hissetmemize neden olur. Yüksek kaygı hisseden birisinin öncelikle kaygının ne olduğunu anlaması bilinmeyene karşı hissedilen duyguların azalmasına ve kaygı ile kurulacak ilişkiye daha net ve gerçekçi yaklaşmasına neden olacaktır.

*Kaygı hangi durumlarda ortaya çıkıyor? Yoğunluğu, yaşanma sıklığı ne kadar? Hayatınıza ne gibi etkileri oluyor? Bunları keşfetmek kaygı yaratan durumu yakından tanımanıza ve  nedenlerini anlamanıza olanak sağlar. Nedenlerini bildiğiniz durumlarla baş edebilmeniz kolaylaşır. Aslında bu gibi durumları bir çembere, döngüye benzetebiliriz; durum, olay-biliş-duygu-davranış döngüsü bir bütündür ve durumun nedenini bilmek döngünün sağlıklı yaşanmasına sebep olur. Bulunduğumuz durum nedeniyle dış etkenlere dayalı stresörlerin fazlalığı ve kısıtlı imkanlar nedeniyle kaygının biraz daha biliş kısmına odaklanılmasının, durumun bilişimizde nasıl etiketlendiğini keşfetmek için daha etkili olacağını düşünüyorum. Kısacası kaygı yaratan durumun sizin için anlamı ne, bu anlamın altında yatan düşünceler veya anlamın oluşmasını sağlayan geçmiş deneyimler neler? 

* Şu an size kaygı yaratan durumun aynısını veya benzerini geçmişte yaşadınız mı? Kaygıyı yaratan benzer bir durum başınıza geldi ve siz bu durumu atlatmayı başardınız. Biraz geçmişe dönüp kaygı yaratan benzer durumları keşfedip bu durumlarla nasıl baş ettiğinizi, neler  hissettiğinizi keşfetmek, o dönemde problemi nasıl çözdüğünüzü hatırlamak, şu anda yaşadığınız sorunu çözmenizde ve kaygı seviyenizin azalmasında çok yardımcı olacaktır. NOT: Bu genel bir tavsiyedir :) 

* Kaygı yaratan durumu tekrar tekrar düşünüyor musunuz? Sürekli bu konu üzerine mi odaklanıyorsunuz? Kaygı yaşayan çoğu birey yaşadığı sorun üzerine fazla odaklanıp sürekli düşünme eğilimindedirler. Özellikle sosyal medyayı sıklıkla kullandığımız bugünlerde olumsuz haberlere, durumlara sıklıkla maruz kalıyoruz. Bu durumda sorun üzerine sürekli düşünme eğilimimiz artıyor. Gündemi güvenilir kaynaklardan takip etmek ve günün belirlediğiniz saatlerinde bu bilgilere ulaşmak bir miktarda olsa sürecin olumsuz tarafından uzaklaşmanıza ancak aynı zamanda temiz ve güvenilir bilgi almanıza yardımcı olacaktır. Kaygıyı yaratan durumu sürekli düşünmekten uzaklaşmanız için farklı yöntemler de olmakta ancak daha basit ve uygulanabilir durumlara odaklanmak istiyorum. Örneğin, sizin için tekrarlı düşüncelerden uzaklaşmanın yolu bir film izlemek, müzik dinlemek veya sevdiklerinizle sohbet etmek olabilir. Bu noktada kaygı yaratan farklı bir durumla nasıl baş ettiğinizi göz önünde bulundurarak dikkatinizi başka yöne vermenin kendiniz için işlevsel olan yöntemini kullanmak daha doğru olacaktır.

Karantinada olduğumuz bu günlerde yaşadığınız, hissettiğiniz duyguların normal ve geçici olduğunu göz önünde bulundurmak çok önemli. Bu süreçte kendinize zaman ayrımayı, hobilerinizle ilgilenmeyi, ertelediğiniz işleri yapmak için bu süreci bir fırsat olarak görmeyi ve sevdiklerinizle iletişimde kalmayı sağlamanın çok değerli olduğunu unutmayın. Umarım bu süreç en kısa zamanda ve en az hasarla atlatılır.

 

Daha sağlıklı, güvenli ve birbirimize sıkıca sarılabileceğimiz günlerin en kısa zamanda gelmesi dileğiyle... 

 

 

 

 

 

 

Benzer Gönderiler...

Yeni yıla son 30!

11. Yüzyıl’ın İngilteresi’nde, Coventry halkı, gece gündüz çalışmalarına rağmen Lord’un koyduğu vergiler altında ağır bir şekilde ezilmekte olup tüm kazançları vergiye gittiği için yokluk ve sefalet içinde yaşamlarını sürdürmekteymiş. Zaman zaman isyanlar gerçekleştirip bu durumun bir son bulmasını isteseler de mevcut durumu hiçbir şekilde değiştiremiyorlarmış. Lord ile birlikte yönetimde söz sahibi olan Lady, halktan yana bir tutum almış ve her fırsatta vergilerin indirilmesi yönünde Lord’u ikna etmeye çalışmış. Halktan ve Lady’nin yakınmalarından bunalan Lord, bu tavırları sonlandırmak ve Lady’nin itibarını zedelemek için Lady’e kabul etmeyeceğini düşündüğü bir teklif ile gitmiş; at sırtında, çırılçıplak bir şekilde tüm halkın önünde Coventry sokaklarını boydan boya dolaşması… Bu teklif üzerine halkı için Lady, atının üzerine çıkarak kendinden emin bir şekilde Coventry sokaklarında geçişini gerçekleştirmiş. Lady’nin bu halkçı ve soylu hareketine, halk büyük bir asaletle karşılık vererek evlerinden çıkmamış, sokakları boşaltmış ve dükkânlarını kapatmış. Sokakta olanlar ise başlarını eğip gözlerini kapayarak Lady’e saygılarını göstermiş. Lord, Lady’nin gördüğü saygı ve halkın sevgisi karşısında hayretler içerisinde kalarak verdiği sözü tutmuş, vergileri indirmiş… Lady, bu olaydan sonra cesareti ve kararlılığı ile nesilden nesile pek çok kişiye ilham; yüzyıllar boyunca hürriyetin, baş kaldırının, haksızlığa karşı duruşu ile toplumsal kurtuluşun simgesi olmuştur.

LİMON

Son zamanların popüler cümlelerinden olan ”Hayat sana limon verirse limonata yap” motivasyon cümlesini incelemek istiyorum.